Epstein belgeleri: Alman siyasetçiler soruşturma istiyor

İngiltere, Norveç, Fransa ve Baltık ülkeleri: ABD’li cinsel suçlu Jeffrey Epstein skandalı, Avrupa ülkelerini de sarsıyor.
ABD Adalet Bakanlığı, elindeki kapsamlı arşivden daha hangi bilgilerin ortaya çıkacağı henüz bilinmiyor. Ancak henüz bilinmeyen birçok bağlantı, belge ve bilginin önümüzeki dönemde gün yüzüne çıkmaya devam edeceği tahmin ediliyor.
Alman hükümeti de Epstein belgeleriyle ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor. Alman hükümeti sözcüsü Stefan Kornelius, konuyla ilgili “Elbette bunun siyasi bir boyutu var ve bu nedenle dikkatle izleniyor. Diğer ülkelerde nelerin gün yüzüne çıktığını ya da bunun orada nasıl siyasi etkiler doğurduğunu görüyoruz. Federal hükümet, tüm bu tartışmaları ve konuyla bağlantılı siyasi gelişmeleri izlemektedir” açıklamasını yaptı. Kornelius, bir noktaya da vurgu yaptı:
“Belgelerden, Almanya’daki hukuki durum açısından cezai boyutlar ortaya çıkarsa, bununla ilgilenecek olan hükümet değil, soruşturma makamlarıdır. Zira federal hükümet, bir soruşturma kurumu değildir.”
Hükümet sözcüsünün verdiği bilgilere göre, şu anda konuyla ilgili herhangi bir cezai soruşturma bulunmuyor.
Ciddi itibarsızlaştırma ve şantaj potansiyeli
Almanya Federal Meclisi’nin güvenlik uzmanı vekilleri ise daha net açıklamalar yaparak ilgili makamların harekete geçmesini istiyor.
Handelsblatt gazetesine verdiği demeçte “Epstein’ın utanç verici faaliyetlerine toplum, ekonomi ve siyasetten üst düzey karar alıcıların da karıştığının anlaşıldığını” kaydeden Parlamento Denetim Komisyonu’nun Başkanı Marc Henrichmann, bu ifşaların “ciddi bir itibarsızlaştırma ve şantaj potansiyeli” de barındırdığını belirtti. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Henrichmann, bu durumun Almanya ve Avrupa’nın güvenliği aleyhine sonuçlar doğurup doğurmadığının incelenmesi gerektiğini söyledi.

Parlamento Denetim Komisyonu Başkanı Marc Henrichmann (CDU)Fotoğraf: Michael Kappeler/dpa/picture alliance
Komisyon üyeleri, Federal Dış İstihbarat Servisi (BND), Askerî İstihbarata Karşı Koyma Servisi ve iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Teşkilatı’nı denetlemekle görevli. Bu nedenle Alman hükümeti, özel önem taşıyan gelişmeler hakkında komisyonu bilgilendirmekle yükümlü. Henrichmann, Federal Meclis’in “yetkili güvenlik makamlarına gerekli soruları yönelteceğini” ifade etti.
Almanya’da şu anda medyanın odağı, Epstein belgelerinde belirli isimlerin geçmesi ya da buna ilişkin fotoğraflar. İngiltere ve Norveç’in kraliyet aileleri haberlerin merkezinde yer alıyor ve bazı üyelerle bağlantılar da kabul ediliyor. Ancak Alman siyasetçilere göre belgelerin sistematik biçimde incelenmeli ve tek tek kişilerin temaslarının ötesine geçmeli.
Parlamento Denetim Komisyonu’nun eski başkanı Yeşiller Partili Konstantin von Notz da hızlı hareket edilmesi çağrısında bulunuyor. Yeşiller Meclis Grup Başkanvekili, federal hükümetin Alman istihbarat servislerinin ve diğer güvenlik makamlarının Epstein’ın suçları ile bunların arkasındaki “sömürücü, suç teşkil eden ya da çocuk istismarı içeren ağlar” ve bunların uluslararası bağlantıları hakkında ne ölçüde bilgi sahibi olduklarına dair açıklama yapması gerektiğini söylüyor.

ABD Başkanı Donald Trump da gerek yazılı gerek görsel malzemelerle Epstein belgelerinde yer alıyor. Jeffrey Epstein (sağda) ile birlikte görüldüğü bu fotoğrafın, 1997 yılında New York’taki Victoria’s Secret modelleri için düzenlenen bir partide çekildiği öne sürülüyorFotoğraf: Epstein Estate/House Oversight Committee/ZUMAPRESS/picture alliance
“Kurumları, ekonomiyi ve kültürü etkileyen organize bir suç”
Epstein belgeleriyle ilgili haberlerde sıkça geçen kavramlardan biri “kompromat”.
Bu terim, bir kişiyi küçük düşürmek, zarar vermek, ifşa etmek ya da şantaj yapmak için kullanılan materyali ifade ediyor. Alman servislerinin tek tek Alman vatandaşları hakkında bilgi sahibi olmamış olsa bile başka aktörlere yönelik böyle materyallerden haberdar olmuş olmaları ihtimal dahilinde.
Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Grubu’nun iç politika sözcüsü Sebastian Fiedler de Handelsblatt’a yaptığı açıklamada, olayın olası bir istihbarat boyutuna dair spekülasyonlara değindi. Polonya Başbakanı Donald Tusk’un bunun bir Rus nüfuz operasyonu olabileceği yönündeki şüphesine atıfta bulunan Fiedler, bunun “bizi de ilgilendiren çok sayıda yeni soruyu gündeme getireceğini” söyledi. Fiedler, Avrupa’daki “çok sayıda güç çevresiyle olan bağlantılar” nedeniyle “Almanya’ya uzanan bağların da ortaya çıkabileceğini” ifade etti.
Hükümet Sözcüsü Kornelius ise Epstein belgeleri ve olası şantaj potansiyeline dair spekülasyonları hâlâ “çok varsayımsal” olarak değerlendirdi. Kornelius, “Somutlaştığında endişelenirim” dedi.

Epstein dosyalarının ifşa edilmesinin ardından, İngiltere Kralı Charles’ın kardeşi Andrew’un Prens unvanı da dahil olmak üzere çok sayıda ödül ve fahri unvanı, Kral Charles tarafından geri alındıFotoğraf: Daniel Leal/AFP
Buna karşın konu, uzmanları uzun süre meşgul edecek ve siyasi spekülasyonları körükleyecek gibi görünüyor. Çünkü ABD Adalet Bakanlığı’nın arşivlerindeki tüm belgeler, e-postalar, fotoğraflar ve videolar henüz erişime açılmış değil. Şu ana kadar erişilebilen yaklaşık üç milyon belgede de çok sayıda bölüm karartılmış durumda. Ancak şimdi ABD Temsilciler Meclisi üyelerinin belgeleri karartılmamış haliyle incelemesine izin veriliyor.
Epstein belgelerinin, henüz yeni başlayan tartışmanın ötesinde toplumsal bir boyutu olduğuna Erlangen-Nürnberg Üniversitesi’nden etik uzmanı Peter Dabrock dikkat çekiyor. Ortaya çıkan ayrıntıların Almanya’da da “bizi derin bir öfkeye sürüklediğini” söylüyor. Ancak olayın devasa boyutu karşısında, somut siyasi tepkilerden ziyade bir tür yılgınlığın ortaya çıkmasından endişe ediyor.
Öfke yerine yeniden siyasallaşma çağrısı
Teolojik etik alanında çalışan ve 2016 ile 2020 yılları arasında Alman Etik Konseyi başkanlığını yapan Dabrock, DW’ye verdiği demeçte, demokrasinin zayıflaması riskine dikkat çekti. Epstein belgelerindeki iddia edilen bağlantıların ve haberlerin boyutunun sarsıcı olduğunu belirten Dabrock, öfkenin insanları adeta esir aldığını, ancak skandalın ardından siyasi sonuçlar talep eden güçlü bir sesin yükselmediğini söyledi.

Erlangen-Nürnberg Üniversitesi’nde Teolojik Etik Profesörü olan Peter DabrickFotoğraf: Axel Schmidt/Reuters/dpa/picture alliance
Şeffaflık ve demokratik meşruiyete dayalı süreçlerde ısrar edilmesi gerektiğini belirten Dabrock’a göre, Epstein belgelerinin yayımlanması şeffaflığı biçimsel olarak sağlasa da, geniş kapsamlı karartmalar bunu fiilen boşa çıkarıyor. Bu nedenle belgelerin yayımlanmasının, dijitalleşme ve yapay zeka çağında etkili şeffaflığın nasıl sağlanacağına dair yeni bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi.
Jeffrey Epstein (1953-2019), yatırım bankacısı ve 2008 yılında ilk kez mahkum edilen bir cinsel suçluydu. Onlarca yıl boyunca binden fazla reşit olmayan kız çocuğunu ve genç kadını istismar ettiği ve bazılarını ünlü isimlere yönlendirdiği iddia ediliyor. 2019 yılında, yeniden tutuklanmasından bir ay sonra New York’taki hücresinde asılı halde bulundu. Resmî açıklamaya göre intihar etti, ancak ölümünün koşullarına ilişkin spekülasyonlar günümüze kadar sürüyor.








